Yeni Çalışma, Azot Oksit Emisyonlarında Endişe Verici Artışı Gösteriyor

Author:

Son yıllarda Boston College araştırmacıları tarafından Global Karbon Projesi için yapılan bir çalışmaya göre, azot oksit emisyonlarının son kırk yılda sürekli olarak arttığı ortaya konmuştur. Azot oksit, iklim değişikliği üzerindeki etkisi açısından karbondioksit veya metandan daha güçlü bir sera gazıdır.

Çalışma, 1980 ile 2020 yılları arasında, 10 milyon metrik tonun üzerinde azot oksit’in tarım uygulamaları yoluyla öncelikli olarak atmosfere salındığını ortaya koymaktadır. Tarım üretimi, 2010’ların insan kaynaklı azot oksit emisyonlarının %74’ünü oluşturmuş, kimyasal gübreler ve hayvan gübresi ise başlıca katkı sağlayıcılar olmuştur.

Azot oksit emisyonlarındaki bu artış, küresel ısınmayı hafifletmek için sera gazı emisyonlarının azaltılması aciliyetine göre kaygı vericidir. Azot oksit sadece iklim değişikliğine katkı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda toprağı, suyu ve havayı kirletir. Ayrıca ozon tabakasını azaltarak, diğer sera gazları tarafından neden olunan çevresel zararları daha da kötüleştirir.

Baş yazar Hanqin Tian, azot oksit emisyonlarının Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için azaltılmasının önemini vurgular. Teknolojik ilerlemelere rağmen, şu anda atmosferden azot oksit çıkarmak için herhangi bir yöntem bulunmamakta, bu da emisyon azaltımını tek mevcut çözüm haline getirmektedir.

Çalışma ayrıca, azot oksit emisyonlarından sorumlu olan en büyük 10 ülkeyi ortaya koymaktadır: Çin, Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya, Rusya, Pakistan, Avustralya, Endonezya, Türkiye ve Kanada. Bazı ülkeler, Çin ve Avrupa’nın bazı bölgeleri gibi, emisyonları azaltma yönünde çaba gösterirken, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tarımsal emisyonlar yükselmeye devam etmektedir.

Bu sorunla mücadele etmek için çalışma, azot gübrelerin ve hayvan atıklarının kullanımını sınırlayan gelişmiş tarımsal uygulamaların uygulanmasını önermektedir. Bu uygulamalar, hem sera gazı emisyonlarını hem de su kirliliğini azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca, yüksek emisyon bölgeleri ve faaliyetleri belirlemek için daha sık değerlendirmeler yapılması gerekmektedir, böylece hedefe yönelik azaltım çabalarının uygulanması mümkün olabilir.

Bu çalışma, artan seviyelerdeki azot oksit emisyonları ile başa çıkmak için acil bir eylem gerekliliğini vurgular. Bu emisyonları azaltmaya yönelik önemli çabalar olmadan, küresel iklim politikası hedeflerine ulaşmak giderek daha zor hale gelecektir. Gelecekteki gezegenimizin korunması için hükümetlerin, endüstrilerin ve bireylerin nitelikli uygulamaları önceliklendirmesi hayati öneme sahiptir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir